Onater: “MESEM = Eğitim Değil Sömürü”
Onater: “MESEM = Eğitim Değil Sömürü”
Milli Eğitim Bakanlığının MESEM projesinin Emek Sömürüsüne dönüşmesi üzerine Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP) Kocaeli İl Başkanı Gökhan Onater açıklama yaptı- kocaelitime
Haftada Bir Gün Okul, Dört Gün İşyeri: Sermaye İktidarı Eliyle Örgütlenen Çok Katmanlı Emek Sömürüsü
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programı; en az ortaokul mezunu çocukların 9. sınıftan itibaren haftanın yalnızca bir günü okulda, dört günü ise işyerinde geçirdiği bir sistemdir. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu uygulamayı “mesleki eğitim” olarak sunmaktadır. Ancak veriler, sahada yaşanan gerçek ve çocukların ağzından dökülen tanıklıklar bambaşka bir tabloyu gözler önüne sermektedir.
Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu’na göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde 408 MESEM bulunmakta ve bu merkezlerde 421.930 öğrenci kayıtlıdır. Bu öğrencilerin 392.887’si 15-18 yaş arasındaki çocuklardır.
Bu çocuklar eğitim hakkından yoksun bırakılmakta, düşük ücretle ağır işlerde çalıştırılmakta ve can güvenliği tehlikesiyle yüz yüze bırakılmaktadır. Ancak bu basın açıklamasında ele aldığımız tablo yalnızca MESEM ile sınırlı değildir. Türkiye’de inşaat alanlarından tekstil atölyelerine, tarla sıralarından market raflarına uzanan çok katmanlı bir ucuz emek düzeni kurulmuştur.
Bu bir eğitim politikasının değil; sermayenin iktidarı gözetiminde örgütlenmiş çok boyutlu bir emek sömürüsünün belgesidir.
1. EKONOMİK BOYUT: UCUZ EMEĞİN KURUMSAL KAYNAĞI
MESEM öğrencilerine yapılan ödemeler, asgari ücretin yalnızca yüzde 30’u ile yüzde 50’si arasında sıkıştırılmıştır. Bu cüzi ücretler dahi devlet tarafından, yani kamu kaynaklarından karşılanmaktadır. Bir başka ifadeyle, vatandaşın vergisiyle işverenin işgücü maliyeti sübvanse edilmektedir.
İSİG Meclisi’nin tespitine göre 505 bin öğrenci, haftanın dört günü işyerlerinde ucuz işgücü olarak çalıştırılmaktadır. MEB verilerine göre 2023-2024 döneminde denetlenen işletmelerin yüzde 10’unun iş sağlığı ve güvenliği koşullarını karşılamadığı tespit edilmiş; Ocak 2023 – Haziran 2024 tarihleri arasında 12.927 işletmenin sözleşmesi feshedilmek zorunda kalınmıştır.
Bu tablonun arka planında yalnızca MESEM yoktur. Türkiye, yapısal olarak düşük maliyetli, güvencesiz ve denetimsiz emek üzerine inşa edilmiş bir üretim modeline doğru sürüklenmektedir
2. TOPLUMSAL BOYUT: EĞİTİM HAKKI İHLALİ VE ÇOCUKLUKTAN KOPARILIŞ
MESEM’e devam eden çocuklar, yalnızca haftada bir gün teorik ders görmektedir. Akranlarıyla sosyal ilişki kurma, okul yaşamını deneyimleme ve bireysel gelişimlerini tamamlama fırsatları ellerinden alınmaktadır.
ERG’nin araştırmasına göre, akran iletişiminden mahrum kalan öğrencilerde sosyal izolasyon derinleşmekte; bu durum depresyon ve anksiyete başta olmak üzere çeşitli psikolojik sorunlarla güçlü bir ilişki sergilemektedir.
TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk 2024” yayınına göre, 15-17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı 2024’te yüzde 24,9’a ulaşmış; bu da yaklaşık 970 bin çocuğun işgücü piyasasında olduğu anlamına gelmektedir. İSİG Meclisi ise MESEM kapsamındaki çocuklar ve kayıt dışı çalışanlarla birlikte bu rakamın 3 ila 4 milyona çıktığını değerlendirmektedir.
Bu sistem, yoksul ailelerin çocuklarını hedef almakta ve onları akademik eğitimden kopararak vasıfsız, güvencesiz ve ucuz işgücüne dönüştürmektedir. Eğitimde fırsat eşitsizliği derinleştirilmekte; sınıfsal ayrışma kurumsallaştırılmaktadır.
3. CAN GÜVENLİĞİ BOYUTU: ÖLÜMLER DURDURULAMIYOR
Rakamlar yürek sızlatmaktadır. İSİG Meclisi’nin kayıt tuttuğu dönemden bu yana çocuk işçi ölümleri hiç bu kadar yüksek bir sayıya ulaşmamıştır:
▸ 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yıllarında, MESEM kapsamında işyerlerine yönlendirilen en az 15 çocuk, sanayi veya inşaat alanlarında çalışırken hayatını kaybetmiştir.
▸ 2024-2025 eğitim-öğretim yılında, tüm sektörlerde çalışırken hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı en az 72’dir.
▸ 2025 yılı sonu itibarıyla bu rakam 94’e yükselmiş; İSİG Meclisi’nin kayıt tutmaya başladığı günden bu yana tarihin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
▸ MEB’in kendi verilerine göre işyerlerinin yüzde 10’u iş güvenliği koşullarını karşılamamaktadır.
Bu çocuklar; yetişkinler için tasarlanmış makinelerde, koruyucu donanım olmadan ve denetimsiz ortamlarda çalıştırılmaktadır. Ve bugüne kadar hayatını kaybeden hiçbir çocuk için tek bir patron ya da kamu görevlisi yargılanmamıştır.
4. SIĞINMACI EMEK SÖMÜRÜSÜ: AYNI DÜZENİN ÖBÜR YÜZÜ
MESEM tartışması yalnızca Türk çocuklarına yapılan haksızlığı değil, çok daha geniş bir tablo içindeki yapısal emek sömürüsünü anlamamızı sağlayan bir mercektir. Türkiye’de milyonlarca Suriyeli, Afgan ve diğer ülkelerden gelen sığınmacı da bu sömürü düzeninin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.
Türkiye, dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu insanların büyük çoğunluğu; kayıt dışı, güvencesiz ve son derece düşük ücretle çalışmaktadır. Tekstil atölyeleri, inşaat alanları, tarım işletmeleri ve küçük ölçekli üretim birimleri, sığınmacı emeğinin en yoğun biçimde sömürüldüğü alanlardır.
Peki bu tablo kimin işine yaramaktadır? Sermaye sınıfının, enflasyon lobisinin, ucuz iş gücü sayesinde zenginleşen kan emicilerin işine yaramaktadır. Çünkü kırılgan ve çaresiz işgücü, sendikasız, sigortasız, sesini yükseltemeyen, haklarını arayamayan işgücü demektir. MESEM’li çocuklar ile kayıt dışı çalışan sığınmacılar, birbirinin alternatifi olmayan; aynı sömürü düzeninin farklı cepheleridir.
Emeğin değil Sermayenin hizmetinde olan AKP iktidarı ise bu tabloyu düzenlemek, denetlemek ve önlemek yerine ucuz emek arzını fiilen teşvik eden politikalar sürdürmektedir. Bu bir ihmal değil, bir tercihtir.
5. ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
Bu tablonun devamına sessiz kalmak mümkün değildir.
* MESEM kapsamındaki çalışma düzeni gözden geçirilmeli; çocukların ağır ve tehlikeli işyerlerinde haftanın dört günü çalıştırılması uygulamasına son verilmelidir.
* İşyerlerindeki denetim mekanizmaları güçlendirilmeli ve bağımsız bir kurul tarafından sürekli olarak izlenmelidir.
* İş kazasında hayatını kaybeden çocuklar için hesap sorulabilirlik mekanizmaları kurulmalı; sorumlu işveren ve kamu görevlileri hakkında etkin yaptırımlar uygulanmalıdır.
* Öğrencilere ödenen ücretler asgari ücretle eşitlenmeli; bu ödemeler işverene değil doğrudan öğrenciye yansıtılmalıdır.
* Çalışanların sendikal alanda örgütlenmeleri devlet tarafından teşvik edilmeli, bunu engellemeye çalışan işverenlere yaptırım uygulanmalıdır.
SONUÇ
Bir ülkenin geleceği çocuklarıdır. Çocuklarını okul sıralarından koparıp sanayi tezgahlarına, inşaat iskelelerine, atölye zeminlerine gönderen bir eğitim sistemi; geleceği değil, çocukların geleceğini tüketmektedir.
MESEM adı altında yürütülen bu uygulama ile kayıt dışı sığınmacı istihdamı, aynı madalyonun iki yüzüdür. Her ikisi de aynı patronun, aynı denetimsizliğin ve aynı siyasi iradesizliğin yani AKP iktidarının ürünüdür.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi iktidarında Türkiye büyük bir Sosyal Güvenlik Devleti haline gelecek, tüm çocuklarımız ilkokuldan üniversite sonuna kadar parasız eğitim alacak, çocuk işçilik ortadan kaldırılacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.





