Türkiye Cumhuriyeti Sevdalılarının Ortak Adresi İYİ Parti
Türkiye Cumhuriyeti Sevdalılarının Ortak Adresi İYİ Parti
İYİ Parti Kocaeli İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Teşkilat Buluşması ve Üye Katılım Töreni, Necati Gençoğlu Kültür Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleştirildi.- kocaelitime

Programa; Milli Güvenlik ve Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Cenk Özatıcı, Genel İdare Kurulu Üyesi Cumali Durmuş, İYİ Parti Kocaeli İl Başkanı Av. Mehmet Kamil Şirin, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile teşkilat mensupları katıldı.
Teşkilat mensuplarını aynı çatı altında buluşturan programda, parti çalışmaları, saha faaliyetleri ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler değerlendirildi. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik gelişmelerin de ele alındığı buluşmada, teşkilatların sahadaki çalışmaları ve vatandaşlarla kurulan temasların önemi vurgulandı.
Programda konuşan parti yöneticileri, İYİ Parti’nin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, milletin ve demokratik siyasetin en güçlü umudunun İYİ Parti olduğunu, otokratik siyaset anlayışının karşısında kararlılıkla durduklarını ifade etti. Birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı programda, teşkilat mensuplarının kararlı duruşu dikkat çekti.

Program kapsamında gerçekleştirilen üye katılım töreninde, farklı ilçelerden ve çeşitli meslek gruplarından, vazgeçilmez değeri Türkiye Cumhuriyeti olan temsili 41 vatandaşın İYİ Parti ailesine katılımı gerçekleştirildi.
Üye katılım töreninin dikkat çeken gelişmelerinden biri de, Zafer Partisi İzmit İlçe Başkanı Av. Mahir Fuat Metin ile Zafer Partisi Derince İlçe Başkanı Burak Altan’ın görevlerinden istifa ederek beraberlerindeki yol arkadaşları ve teşkilat mensuplarıyla birlikte İYİ Parti saflarına katılması oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlı, milliyetçi, vatansever ve devletinin yanında duran kadroların İYİ Parti çatısı altında birleşmesi, salondaki teşkilat mensupları tarafından büyük bir memnuniyet ve coşkuyla karşılandı.

Katılımın, Türkiye’nin geleceğine dair kaygı duyan, milli birlikten, üniter devlet yapısından ve millet iradesinden yana tavır alan vatandaşların İYİ Parti’de buluşmaya devam ettiğinin güçlü bir göstergesi olduğu ifade edildi. İYİ Parti’nin; Türk milliyetçilerini, Cumhuriyet sevdalılarını, demokrasiye ve hukuk devletine inanan vatandaşları ortak hedeflerde buluşturan güçlü bir merkez haline geldiği vurgulandı.
Yeni üyelerin rozetleri teşkilat yöneticileri tarafından takdim edilirken, salonda büyük bir heyecan ve coşku yaşandı.

İYİ Parti Kocaeli İl Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, teşkilatlanma çalışmalarının ve aynı çatı altında buluşma iradesinin önümüzdeki dönemde daha da hız kazanacağı belirtildi. Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunların çözümünün; güçlü demokrasi, adalet, liyakat ve millet iradesinden geçtiğine dikkat çekilerek, İYİ Parti’nin bu mücadelenin kararlı temsilcisi olmaya devam edeceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleri olan ulus devlet anlayışı, millet iradesinin üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda siyaset üreten hareketin, Kocaeli’nin her ilçesinde kararlılıkla büyümeye devam edeceği vurgulandı. Tüm Türkiye Cumhuriyeti sevdalılarını, Atatürk milliyetçilerini, demokratları ve vatanını seven herkesi aynı çatı altında buluşturma hedefiyle çalışmaların aralıksız sürdürüleceği belirtildi.
Teşkilat Buluşması ve Üye Katılım Töreni, toplu hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.
**************************************************
Cenk Özatıcı’nın Teşkilat Buluşmalarında yaptığı konuşma:
Sizleri en kalbi duygularımla saygı sevgi ve muhabbetle selamlıyorum ve sizlerle burada bir arada olmaktan büyük onur ve şeref duyuyorum, hepiniz hoş geldiniz şeref verdiniz.
Yönetmeye namzet olduğumuz memleketin haline hep birlikte bir bakalım.
Toplumsal şiddet ve cinnet hali normalleşmiş,
Yargı mensupları cübbelerinin önüne düğme dikmiş,
Düğmeyi sağlam dikmişse terfi edilmiş,
Adalet alınıp satılabilen bir meta haline gelmiş, Hukukun üstünlüğü değil; üstünlerin hukuku ihya edilmiş bir memleket…
Kaçaklar, suçlular, firariler sokakları esir almış,
Cezaevinde olması gerekenler dışarıda olduğu için dışarısı bir açık hava cezaevine haline gelmiş bir ülke…
Cehaletin iktidar eliyle örgütlenmiş,
Nepotizm, torpil, adam kayırma kanser gibi ülkenin her hücresine sirayet etmiş,
Bunlara çözüm bulmakla mükellef olan siyaset kurumunun tamamen yozlaştığı bir düzen
Siyasi iktidar güçlendikçe devlet zayıflamış,
Devlet zayıfladıkça milletin tarikatların, cemaatlerin, mafyaların, aşiretlerin arasında pay edildiği bir ülke
50.000 Türk vatandaşının katili, askerimizin, polisimizin, kundaktaki bebeğimizin katili kurucu önder ilan edilmiş… Türk milletinden çalınan umut, terörist başına hak görülmek istenmiş, buna karşı çıkanların ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Devleti’nin, milli ve üniter devlet vasfını savunanların barış düşmanı ilan edildiği bir dönem
Namık Kemal yaşasaydı Vatan Mersiyesi’ni bugün yeniden yazardı.
“Yaktılar şu mübarek vatanın her yerini, saçtılar Eflak’a kadar dumanını ateşlerini,
Peki kim kurtaracak bu milletin bahtı kara maderini!?”
Ben diyorum ki; tek bir seçenek var, tek bir yol, tek bir ihtimal…
O ihtimal de 100 yıl sonra yeniden devleti kuran fikir ve iradenin, Türk milliyetçilerinin Türkiye
Cumhuriyeti devletini yönetmesidir.
Size bu kardeşimizden bir müjde, bak ben bugünden söylüyorum…
Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletini Yöneteceğiz.
Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletini Yöneteceğiz Yiğit Bin Gün Yaşar…
Devleti yöneteceğiz çünkü
Devlet idaresinde bu denge denetleme mekanizmalarını, demokrasiyi, hukuku ancak biz sağlarız.
Basın özgürlüğü, İfade özgürlüğü, kişi hak ve hürriyetlerini biz temin ederiz.
Mülakatlarda torpilin kökünü biz kazırız, hak edenin hak ettiği yere geldiği düzeni biz kurarız.
Akademik özgürlüğü biz sağlarız. Türk üniversitelerini ilk yüze bir sokarız.
Türkiye’nin tarımını, sanayisini, yüksek teknoloji ihracatını biz kalkındıracağız.
Türk’ün lirasına, Türk’ün kimliğine, pasaportuna bölgede değil; dünyada en yüksek itibarı biz kazandırırız.
Cübbelerine düğme dikmiş yargıçların yetkilerini biz ellerinden alırız.
Çeteleri, mafyaları, sokaktaki eşkıyaları biz yok ederiz.
Adliyede, sokakta, hastanede, okulda asayişi güvenliği biz sağlarız.
Sığınmacı ve kaçakları biz memleketlerine göndeririz. Yabancıları dağıtılan vatandaşlıklarını biz iptal ederiz.
Devlet içinde çöreklenmiş ne kadar tarikat ve cemaat varsa biz tasfiye ederiz, biz!
Bizzz Türk Milliyetçileri
Bizzz Türk Vatanseverleri Biz Atatürkçüler
Gelecek Bizizz – Biz Geleceğiz !!!!!
YETERT ARTIK! YETTİ ARTIK!
Bu arada gerçekten yeter! Ya Tayyip Erdoğan Başbakan olduğunda ben 12 yaşındaydım.
36 yaşına geldim yaşlandım, Genel Başkan Yardımcısı oldum.
Git da artık başımızdan! Git artık yeter!
Git artık! Çünkü millet yoruldu artık, çünkü millet bunaldı,
Millet sıkıldı, iki yumruk arasına sıkıştı artık…
Millet her gün bitmeyen bir kabusa uyanmaktan yoruldu.
Sabah uyanıyoruz, televizyonu açıyoruz, telefona bakıyoruz haberlere, içimizde bir korku, içimizde bir endişe -her gün ve her gece- Adeta bitmeyen bir işkence…
“Acaba bugün kim tutuklanacak? bugün hangi kadın bir cinayete daha kurban gidecek? bugün hangi şehir eşkiyası, hangi çete tertemiz bir çocuğumuzu sokakta katledecek ?” diye
“Bir bebek dünyaya geliyor ne güzel” ama içimizde bir endişe; “acaba hastanede başına bir iş gelir mi”,
“Büyüyor okula gidecek ne güzel “ama bir korku içimizde; “acaba okulda başına bir iş gelir mi”
Daha da büyüyor üniversite çağları; “acaba KYK burs verir mi yurt verir mi”
“Dışarıda işsizler ordusu var acaba evladım iş bulabilir mi, mülakatta torpil olabilir mi” diye
“Acaba evlatlarımız istikballerini vize kuyruklarında değil de kendi memleketinde arayıp da bulabilir mi” diye tüketiyoruz bir ömrü…
Benzine, mazota ne kadar zam gelecek diye,
Acaba vergi borcu ne olacak, kredi kartının ekstresi ne olacak, çocuğun okul taksitleri ne olacak,
Bu emekli maaşı değil sadakadır; benim halim ne olacak diye
Tüketiyoruz günlerimizi ve ömrümüzü……
Ve birileri “Aman sen sus hapse koyarlar, itiraz etme mahpusa atarlar” diyor.
“Ya bunlar gitmez” diyor; efendim “böyle gelmiş böyle gider” diyor…
Ancak biliyor musunuz bu düzen değişmez diyenler size yalan söylüyor…
Böyle gelmiş, böyle gider diyenler yalan söylüyor!
Hayır!
İnanın ki başka bir Türkiye mümkündür; başka bir Türkiye!
Çiftçinin tarlaya düşürdüğü, alın terinin karşılığını aldığı Türkiye…
Memurun emeklinin insanca yaşadığı, insanca yaşadığı Türkiye…
Gençlerin istikballerini vize kuyruklarında aramadığı, istikballerini kendi topraklarında aradığı ve bulduğu,
Nepotizm, adam kayırma, torpilin; “Bizim partidendir, bizim memlekettendir, bizim aşirettendir, bizim tarikattan, bizim hısımlardandır” diyerek yapılan torpilin kökünün kazındığı, hak edenin hak ettiği yere geldiği, hak edenin hak ettiğini aldığı Türkiye!
Evet mümkündür…
Mümkündür…
Kamu kaynaklarının, yandaşların, lüks ve şatafatına değil; bankamatik memurlarına değil, trollere değil, Türk milletinin evlatlarına harcandığı,
İsrafın kesilip, mali disiplinin sağlandığı,
Vergi adaletiyle azdan az, çoktan çok alındığı; fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olmadığı bir Türkiye mümkündür!
Çetelerin mafyaların kökünün kazındığı, evlatlarımızın sokaklarda güven içinde olduğu Türkiye…
Suç makinalarının gün yüzü göremediği; mafyaların, çetelerin kökünün kazındığı bir Türkiye…
Böyle bir Türkiye’de kanunlara uyan vatandaşları huzur ve refah içinde yaşarlar.
Çocuklarını köşedeki bakkala, okula gönderirken bile endişe etmek zorunda kalmaz vatandaşlar, böyle bir memlekette yaşar.
Kadınlar yaşar, Özgecan Aslan yaşar, Emine Bulut yaşar, Şule Çet yaşar…
Böyle bir memlekette evlatlarımız yaşar, Ahmet Minguizziler yaşar, Hakan Çakır yaşar, Atlas Çağlayan yaşar…
İnşa edeceğiz bu Türkiye’yi, merak etmeyin! memleketimizi geri alacağız, bunlara bırakmayacağız!
Bize Hiç Kimse Koordinat Veremeye İstikamet Çizmeye Kalkışmasın!
Bizim neyden taraf neye karşı olduğumuz son derece açıktır.
Biz tarafız; biz Atatürk’ten, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Devleti’nden, Türk milletinden, Türk milletinin varlığından, birliğinden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasından ve ülkesiyle, milletiyle devletin bölünmez bütünlüğünden tarafız.
Ve biz karşıyız; biz tek adam rejimine, tek adam rejiminin anayasal çerçevesi olan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşıyız.
Bu talan düzenine, Öcalan denilen katile kurucu önder diyenlere,
İktidar muhalefet fark etmez…
Türk milletinden çaldıkları umudu, bir bebek katiline hak gören akla,
Bu “devlet aklıdır” diyenlere karşıyız!
Partimizin umdeleri bellidir.
Milliyetçiyiz – Demokratız – Kalkınmacıyız!
Milliyetçiyiz; Elbette ki Türk milletinin ve Türk Devleti’nin ilanihaye varlığının ve birliğinin muhafaza edilmesi,
Bizim için ama aynı zamanda en az onun kadar önemli olmak üzere, Türk milletinin tüm evlatlarının huzur içinde, refah içinde, zenginlik içinde yaşamasının temin edilmesidir.
Kuru kuruya milliyetçilik olmaz, millete faydası olmayan milliyetçilik olmaz.
Anadolu’nun herhangi bir ücra köşesinde bir vatandaşımız yastığa başını aç koymuşsa, bu bizim meselemizdir.
Memleketin herhangi bir köşesinde, herhangi bir yerinde,
Yaşlı bir çift bu önümüzdeki bayramda kirası ödemekle torunlarına harçlık vermek arasında tercih yapmak zorundaysa,
Memleketin evlatları kendi topraklarının ümidi kesmişse, ümitler vize kuyruklarında aranır hale gelmişse, babalar evlatlarına evlatlar babalarına mahcupsa,
Evlatlar talihine mahcupsa, tarihine mahcupsa bu bizim meselemizdir.
İçeride olması gerekenler dışarıda olduğu için memleket bir açık hava cezaevi haline gelmişse,
Ailede huzur, sokakta güvenlik, okulda eğitim namına,
Siyasette ahlak namına, bürokraside liyakat, memlekette adalet namına,
Hiçbir şey kalmamışsa bu bizim meselemizdir.
Mart ayında akaryakıta büyük bir zam
Nisan ayında zam ve neredeyse her gün bir zam daha
Gıda fiyatlarına son 1 yılda % 57 zam
Una, şekere zam- Doğal gaza, elektriğe 4 Nisan itibariyle %25 zam daha
Akaryakıta Ocak ayında %7 zam, Mart ayında %25 zam, Nisan’da %30’luk bir zam daha
Yılın başından itibaren 4 ayda %40 zam
Savaştan sonra zaten zam üstüne zam – zam üstüne zam
Mehmet Şimşek formülü bulmuş “vergimatik Mehmet” formülü bulmuş.
Vergi vergi vergi, zam zam zam, ceza ceza ceza…
Bir de hâlâ diyor ki açıklama yapıyor, “vergiyi tabana yayacağız”
TAVANA YAY TAVANA, TABANIN CANI ÇIKTI!
Son 7 yılda bakın -son 7 yılda- kamu özel işbirliği adı altında yandaş firmalara hazineden verilen; yani vatandaşın cebinden verilen para, 238 milyar lira “238 Katrilyon”
Zafer havalimanı,
Yolcu garantisi 1 milyon, kullanan yolcu sayısı 30 bin
Yüklenici firmaya maliyeti 50 milyon avro
Şu ana kadar yapılan garanti ödemeler 85 milyon avro
2044’e kadar 208 milyon lira daha
Aynı şekilde Osmangazi yapımı 1,5 milyar dolar 2035’e kadar ödenecek para 15 milyar dolar.
Aynı şekilde Kalyon, Kolin, Cengiz ve Limak’ın işlettiği Kuzey Marmara Otoyolu’nda araç geçiş sayısı 1 Ocak 2025 itibarıyla 136 milyon adet artırıldı. Hazine’nin şirketlere garanti ettiği araç geçiş sayısı 344 milyon adede çıkmış oldu.
Türkiye’de otomobil sayısı yaklaşık 25 milyon, her otomobil 13 kez geçse yine de yolcu garantisi tutmuyor. Yine de kamu zararı var, yine de bedeli millet ödüyor…
Bunun adı yap işlet devret değil; bunun adı yap – işlet – soy…
Ondan sonra ekonomi büyüyor diyorlar.
Bu nasıl bir büyüme ki memlekette icra dosyaları 28 milyona ulaşmış.
Bu nasıl bir büyüme ki kredi kartı borcundan yasal takibe takılan vatandaş sayısı 2 milyonu aşmış
Bu nasıl bir büyüme ki emeklilerin tamamı ülkenin yarısı açlık sınırının altında yaşıyor.
Bu nasıl bir büyüme? kim büyüdü kim!
Saray bürokratlarının ekonomisi büyüdü.
İhalelerle ihya ettiğiniz holdinglerin kasası büyüdü.
Bir baklava çalarsanız hırsız, 1 milyar dolar çalarsanız beyefendi diyorlar size.
Bir kişiyi öldürürseniz katil, 50 bin kişiyi öldürürseniz kurucu önder diyorlar.
Laf aramızda bir kişiyi kandırana dolandırıcı, bir toplumu kandırmaya çalışanlara da politikacı diyorlar.
Onun biz sadece yüzlerin seslerin isimlerin değil senaryonun değiştiği bir hedefin peşindeyiz.
Millet, onun için siyaset yaptığımızı anlayacak, anlayacak mücadelemizi…
Onun için!
Çünkü anlarsanız millet için siyaset yapanı bir mimiğinden, sesinin titremesinden, mücadele cehdinden, öfkesinden anlarsınız; işte o biziz!
Ve biz belli mahfillere şirin görünmek için siyaset yapmıyoruz, 49’u 50 yapmak için siyaset yapmıyoruz.
Kimse kusura bakmasın; falanca aşiretin filanca çocuğu Milletvekili olsun diye de siyaset yapmıyoruz
Memleketin yüce istikbali için Türk milletinin her bir evladı için siyaset yapıyoruz.
Esnaf, çiftçi, işçi kan ağlıyor.
Kar edemiyor ama kira ödüyor.
Para kazanamıyor ama mücadele ediyor.
Gençlik iş bulamıyor, ancak hayata tutunmaya çalışıyor.
20 Bin Lira maaşla emekliye “yaşama öl” deniliyor, öl! Sorumlusu kim?
Mutfaklar yangın yerine döndüyse, milletimiz enflasyon altında her geçen gün daha fazla ezilmişse sorumlusu kim?
Vatandaş kredi kartının asgarisini bile ödeyemiyorsa, icra dosyaları 25 milyonu aştıysa, gençler istikbalini vize kuyruklarında arıyorsa, sorumlusu kim?
Tarım üreticisi çiftçi, emekçi bir başına bırakılmışsa; tarlaya düşürdüğü alın terinin cebinde karşılığı yoksa; bir zamanlar tarım ülkesi olan Türkiye tohum, buğday ithal eder olmuşsa, sorumlusu kim?
Hiç lafı evirip çevirmeye gerek yok: sorumlu sensin Tayyip Erdoğan!
Bu tek adam rejimini, “verin yetkiyi görün etkiyi” diyen sensin!
Bütün siyasi iradeyi, bütün gücü, kuvveti tek merkezde, kendisinde toplayan Recep Tayyip Erdoğan değil mi?
Eskiden devlet idaresinde Yasama, Yürütme, Yargı Vardı!
Yasama adı üzerinde yasa yapar; yürütme hükümeti temsil eder; yargı da kendi işini yapardı.
Şimdi bu tek adam rejiminde,
Yasama, yürütme, yargı ortadan kalktı… Yerini Recep Tayyip Erdoğan aldı
BOP
Ortada bir proje var – ismini çok iyi biliyorsunuz büyük Orta Doğu projesi
2003 yılında Condoleezza Rice o Washington Post’taki ünlü makalesini yazdığı vakit dünyada ve Türkiye’de büyük tesirleri olmuştu. Ancak Colonization yazmış olduğum makale bizim memlekette yanlış anlaşıldı. Büyük Ortadoğu projesinin mimarlarından Amerika’nın dönemin Dışişleri Bakanı Concierge 22 ülkenin sınırları değişecek demedi. Transformation kelimesini kullandı yani 22 ülkenin sınırları dönüşecek dedi.
Aynı yıl 2003 yılında Amerika tarafından Irak işgal edildi. Daha sonra 2005 Irak anayasasıyla beraber Irak paramparça hale getirildi kuzeyde Barzani Talabani PKK, ortada Sünniler, güneyde Şiiler, Irak’tan geriye hiçbir şey bırakmadılar.
Dünya haritasına bakarsanız Irak’ın sınırları değişmedi ama İran’ın kuzeyine Talabani Barzani PKK yerleştirilerek Süleymaniye Erbil-Irak dönüştürüldü mü? Evet dönüştürüldü.
Peki sonra Mart 2011’de Suriye iç savaşının başlamasıyla beraber, Amerika’nın planlaması AKP’nin yanlış ya da teslimiyetçi politikaları sonucunda Suriye’de merkezi otorite yerle yeksan oldu; ve Şubat 2012’de PKK – YPG – PYD merkezi otoritenin yani Esad rejiminin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesiyle beraber.
Daha sonra Ekim 2013’te Rojava, Mart 2016’da genişletilmiş Rojava ve gözümüzün önünde Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’nın ve batılı güçleri beslediği büyüttüğü eğittiği donattığı yetiştirdiği YPG’liler Suriye’nin kuzeyine konuşlandırıldı.
Şimdi siz bir dünya haritasına bakarsanız Suriye’nin kuzey sınırı değişmedi ama dönüştürüldü mü evet dönüştürüldü.
ŞİMDİ SIRADA İRAN VAR AMAÇ NE? AMAÇ BASİT
Ulus devleti merkezi otoriteyi yık- etnik kimlikler ve mezhepler üzerinden ayrıştır – ayrıştırmanın kimlikler üzerinden çatıştır – farklı parçalara ayır – böl yönet sömür… Irak’ta olan buydu Suriye’de olan da bu- İran’da yapılmak istenen de bu.
Büyük Orta Doğu projesinin asıl hedefini söyleyenler teşhir edenler etnik bölücüler ne diyorlar 4 parçalı Kürdistan- o aslında 4 parçalı Kürdistan değil 4 parçalı Siyonistan…
Irak Suriye ardından İran ve Türkiye.
Ancak Türkiye bir Irak değil Türkiye bir Suriye değil Türkiye bir İran yahut Afganistan yahut Lübnan da değil- peki bizi bu Orta Doğu ülkelerinden ayıran nedir- Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Etnik kimlikleri mezheplerin aşiretlerin zümrelerin ayrıcalıklı sınıfların değil – akşam Atatürk’ün Ne Mutlu Türküm Diyene ifadesiyle mücessem hale gelmiş somutlaşmış ne mutlu türküm diyene ifadesi ve vatandaşlık ve ulus bilincidir milli devlettir ulus devlettir… Sarayın tebaası değil cumhuriyetin vatandaşı olabilmektir.
BOP ERDOĞAN DEVLETİ
İşte bugün hedef alınan -ihanet süreciyle cumhuriyete ve demokrasiye yapılan saldırılarla bugün hedef alınan Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet devletinin kurucu ilke ve umdeleridir.
Çok ilginç bir şey söyleyeceğim bakın çok enteresan bir şey! 1993 yılında Cem dizdar ve Metin Sever bir kitap yayınlıyorlar bir röportaj kitabı – başak yayınlarında – kitabın 422 sayfasında
Tayyip Erdoğan’a soruyorlar. Yıl 1993. Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler… Cevap veriyor… Erdoğan bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir”
Yani Osmanlı eyaletler sistemini ilk söyleyen kimmiş Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack değil! 1993 yılında Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan bakın yayınevi belli tarihi belli sayfası belli kitabın – 1993 yılında Osmanlı milletler sistemi diyor – 94 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor – 2002 yılında Başbakan oluyor ondan sonra 23 yıl sonra bir müstemleke valisi zanneden bir büyükelçi geliyor o da Osmanlı milletler sistemi diyor ne kadar tesadüf değil mi ne kadar tesadüf?
Şu anda yapılan iş ve eylemi söylüyorum Cumhuriyet rejimi tasfiye edilmek isteniyor 150 yıllık parlamenter demokrasi 75 yıllık çok partili hayat yok edilmek isteniyor.
Oluşturulmak istenen bir düzen var: yasaların ve kanunların askıya alınması- hak ve hürriyetlerin kısıtlanması -Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı olmak hasebiyle kaynaklanan haklara el konulması,
onun yerine – platin Türk milletinin Osmanlı milletler sisteminde olduğu gibi – etnik kimliklerinden dinlerinden mezheplerinden tasnif edilmesi sınıflandırılması- ayrıştırılması-her etnik kimliğe her mezhebe bir vasi atanması – bir kayyum atanması ve O atanmışlarla akşam erdoğan’ın tek adam rejiminin inşa ve ihya edilmesi.
Yani sistemin tepesinde Recep Tayyip Erdoğan – ona bağlı olarak Bahçeli’nin MHP si-
Öcalan’ın kontrolüne verilmiş dem- Kemal Kılıçdaroğlu’nun da kontrolüne verilen CHP olacak bunların hepsi Erdoğan koalisyonun içinde bulunacak ve böylece yeni bir devlet düzeni oluşturulacak.
Demokrasinin askıya alındığı kişi hak ve hürriyetlerin askıya alındığı anayasanın askıya alındığı- vatandaşlık hukukunun yok sayıldığı memleketin istikbalinin bir kişinin iradesine terk edildiği bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak kelimelere istikbal illerimizin bağlandığı –
Türk milleti kavramının tedavülden kaldırıldığı onun yerine Türkler Kürtler Araplar diye milletin 3’e bölündüğü üç uluslu bir “istibdat” bir baskı rejimi yapılmak istenen budur yapılan da budur bak yapılan da budur.
Terörist başı Öcalan’ın merkezinde olduğu ikinci ihanet süreci, İşte bu amaca hizmet ediyordu
BUTLAN
İkinci ihanet süreci icra edilirken – ve Öcalan komisyonu oluşturulurken siyasi muhataplarımıza söyledik – toplumsal muhalefetin unsurlarına söyledik,
Kardeşim- bu Öcalan’ın merkezinde olduğu hiçbir projeyle Türkiye’de bir toplumsal mutabakat sağlanamaz kardeşim. Bu AKP’nin bu MHP’nin Öcalan’ın güdümündeki demin masasında bir demokratikleşme yok – bunların tek bir derdi var!
Bir Cumhurbaşkanı yardımcısı Kürt bir tanesi Alevi olsun diye devleti ve milleti etnik ve mezhepsel parsellere bölmek dedik…
Türk milleti ifadesini yürürlükten kaldırıp- Türkler Kürtler Araplar diyerek üç uluslu bir istibdat rejimi kurmak Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet devletini tasfiye etmek dedik!
Bu ihanet süreci bu Öcalan komisyonu- cumhuriyete ve demokrasiye bir tuzaktır bu işin bir parçası olmayın- Hayır oylarınızla evet oylarını meşrulaştırmayın dedik! Dedik mi dedik!..
Adında demokrasi olan bir komisyona dahil oldular AKP ve MHP ile birlikte
Günün sonunda CHP genel merkezine çevik kuvvet ve toma baskını yapıldı. Koskoca ana muhalefet partisine kayyum atandı.
Şimdi diyecekler ki;
“Efendim doğru ama şu an zamanı değil onu sonra konuşuruz” hayır tam zamanı tam zamanı! neden?
Çünkü bu ülkede artık muhalefetin stratejik bir hata yapma şansı kalmadı, kredisi kalmadı – deniz tükendi artık!
– Demokrasinin son kalesidir muhafaza ettiğimiz – çok partili hayatın son kalesidir
Atatürk’ün kurduğu bildiğimiz anlamdaki cumhuriyetin son kalesidir bizim muhafaza ettiğimiz!
ONUN İÇİN BUNDAN SONRA SAĞ VE SOL YOKTUR BUNDAN SONRA İKİ TARAF VAR
Ya demokrasiden ve Hürriyet’ten taraftasınız,
Ya da AKP’nin istibdat – Baskı rejiminden…
Ya Büyük Ortadoğu Projesinden Emperyalizmin Dayattığı Sevr’den Tarafsınız,
Ya da Lozan’dan Milli Üniter Devletten…
Ya Öcalan alçağına kurucu önder diyenlerden tarafsınız
Ya da Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Devletinden!
Bir tanesi çıkıyor – Lübnan’daki gibi bir Cumhurbaşkanı yardımcısı Kürt bir yere Alevi olsun diyor!
Bir tanesi çıkıyor,
Türkler Kürtler Araplar diye Türk Milletini 3’e bölüyor!
Bir tanesi çıkıyor “sdg yani PKK YPG Kürtleri temsil ediyor biz onlara belediyelerle yardım göndereceğiz” diyebiliyor.
Bir tanesi de çıkıp “ilkokullarda tarih ve edebiyat dersleri etnik kimliklere göre yapılsın” diyebiliyor.
Ama biz başka bir şey söylüyoruz;
Etnik kimliği, dini, mezhebi, yaşam tarzı, hayat felsefesi, ideolojisi, partisi ne olursa olsun Türkiye sınırları içinde 87 milyon yurttaşı kapsayan tek bir millet vardır; o da büyük Türk milletidir.
Ve o büyük Türk Milleti’nin namusunu, onurunu, şerefini, egemenliğini, birliğini, istiklalini, dününü, bugününü, istikbalini temsil eden tek bir bayrak vardır!
O da Türk Bayrağıdır! O şanlı Türk sancağının temsil ettiği tek bir devlet vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti devletidir! diyoruz.
50.000 Türk vatandaşının katili için askerinin polisinin kundaktaki bebeğinin katili için
özgürlük mitingleri yapılıyor bu memlekette…
Teröristlerin posterleriyle nümayişler – gösteriler yapılıyor…
Anıtkabir semalarında – Öcalan sloganları yankılanıyor…
Ve aslında yeni bir rejim kurulmak isteniyor…
Yeni milli kimlik diyerek Türkler Kürtler Araplar diyerek Türk Milletini 3’e bölerek yeni bir “istibdat rejimi” kurulmak isteniyor.
Onun için Milletvekilleri meclis adına ve namına Öcalan’ın ayağına gönderiliyor,
Onun için eşykıya gazi meclis eşitleniyor,
Onun için evlatlarımızın katili kurucu önder ilan ediliyor,
Onun için mağarada devlet hayali kuran alçaklarla müzakere ediliyor,
İşte bundan cesaret bulan PKK ve sempatizanları,
APO ve yandaşları şimdi miting yapacaklarmış!?- Ne mitingi? Öcalan’a özgürlük mitingi öyle mi?
Biz size demedik mi bu haine umut yok hak yok minnet yok af yok statü yok özgürlük de yok demedik mi?- dedik. Anlamadınız hükümet eliyle şımardın şımartıldınız, siz inlerinizden sokaklara çıkacaksanız!
BİZ DE TÜRKÜN ŞANLI SANCAĞIYLA 27 HAZİRANDA ANKARA TAN DOĞAN MEYDANINDAYIZ
Korkmuyoruz korkmuyoruz- ne bu Erdoğan rejiminden ne de işbirlikçisi etnik bölücülerden korkmuyoruz,
Felek her türlü esbabı cefasını toplasın gelsin dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten…
BAŞKA BİR TÜRKİYE HAYALİ
Benim sizlerden bir ricam,
Bir hayal kurun… Hatta dileyen gözlerini kapatsın ve bir Türkiye hayali kursun…
Bir Türkiye hayali;
Kişi hak ve hürriyetlerinin ifade özgürlüğünün basın özgürlüğünün sağlandığı
Sindirilemeyen susturulmayan- bilakis konuşabilen bir Türkiye…
Kamu kaynaklarının halkın parasının- bankamatik memurlarına değil,
5 maaşlı danışmanlara değil yandaş holdinglere değil,
Tarıma üretime bilişime inovasyona teknolojiye üniversiteye aktarıldığı,
Yüksek teknoloji ihracatı %15’le yirmilerde çıktığı,
Türk lirası kuvvetlendiği- Türk vatandaşlarının refah ve zenginlik içinde yaşadığı bir Türkiye…
Emeklilerin bayramda torununa harçlık vermekle kira ödemek arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı Türkiye…
Çiftçinin tarlaya düşürdüğü alın terinin karşılığını alabildiği Türkiye’yi…
Devlet Kurumlarında adam kayırmanın torpilin kökünün kazındığı, sadakat ve itaatin değil liyakat ve kabiliyetin gayretin ödüllendirildiği, hak edenin hak ettiği yere gelebildiği Türkiye’yi…
Gençlerin kendi istikballerini yabancı ülkelerde aramadı kendi topraklarında aradığı ve bulduğu
Hayatının en güzel yıllarını umutlu ve mutlu yaşayabildiği Türkiye’yi…
Hayal edin hayal edin – siyasi ahlak yasasının çıktığı, Siyasi partiler kanunu değiştiği, siyasetin kendisine değil millete hizmet ettiği bir Türkiye’yi…
Hayal edin- sokaklarda mafyaların ve çetelerin kökünün kazındığı, sığınmacıların ülkelerine geri gönderildiği, yabancılara dağıtılan vatandaşların İptal edildiği, devlet içerisinde devlet hiyerarşisini sakatlayan ne kadar tarikat ve cemaat varsa hepsinin kökünün kazındığı Türkiye’yi…
Siyaset de ahlak – sokakta güvenlik hanede huzur memlekette adalet olan Türkiye’yi, hayal edin.
Ettiniz mi?- güzel
İşte Bu Hayal Ettiğiniz Her Şeyi Birer Birer Gerçekleştireceğiz.
İnşa Edeceğiz Bu Türkiye’yi – Siyasetçiyi de Siyaseti de Devleti Türk Milletinin Hizmetine Geri Vereceğiz.
Devletimizi Geri Alacağız Bunlara Bırakmayacağız.
Yaşasın Vatan Yaşasın Milleti Yaşasın Hürriyet…





