30 Ağustos Zaferi Gazilerine Sahip Çıkmayanların Değil Halkın Bayramıdır
30 Ağustos Zaferi Gazilerine Sahip Çıkmayanların Değil Halkın Bayramıdır
Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP Kocaeli) İl Başkanı Gökhan Onater, İstiklal Savaşının taçlandığı 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir kutlama açıklaması yaptı- kocaelitime
30 Ağustos Zafer Bayramı, emperyalist işgale karşı verilen Büyük Millet Mücadelesinin zaferle taçlandığı gündür. “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle başlayan taarruz, yalnız bir ordunun değil; işçi ve köylüsü, kadını ve genciyle emperyalizme baş kaldıran bir milletin zaferidir. Bu zafer; tam bağımsızlık, laiklik ve halkçılığın; sömürüye ve yabancılaşmaya boyun eğmeyen bir Cumhuriyetin kuruluş bildirgesidir.
Bugün ise aynı zaferi kutlayan bir iktidar, o zaferi kazanan gazileri Ankara’da, Güvenpark’ta, şafak vaktinde yer yataklarından söküp almaktadır.
13 Temmuz’dan bu yana Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelen er şehit aileleri ve er gaziler, rütbe ayrımı gözetmeksizin eşit özlük hakları talebiyle barışçıl bir oturma eylemi yürütmektedir. Bu, Anayasa’nın 34. maddesiyle güvenceye kavuşturulmuş toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının en meşru, en sade kullanımıdır. “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” diyenler, bu ülkenin bağrından çıkmış gazilerdir.
Neyle karşılaşmışlardır?
19 Ağustos 2026, saat 04.45. Uyuyan gazilerin gözlerine fener tutularak uyandırıldığı, protezlerini bile toplayamadan otobüslere bindirildikleri, Bilkent “Gazi Uyum Evi”ne sürüldükleri bir şafak baskını. Ardından Güvenpark’ın bariyerlerle kapatılması, gazilerin yollarının kesilmesi, polis kordonuyla hareket etmelerinin engellenmesi. Müdahale sırasında fenalaşan gaziler, hastaneye kaldırılan bir milletvekili. “Çocuk Esirgeme Kurumu’nda mı gazi olduk?” feryadı.
Bu, bir yönetim hatası değil; bir hukuk ve ahlak skandalıdır.
Gazilerimize yapılan bu müdahaleyi kınıyoruz.
BİRİNCİSİ; barışçıl oturma eylemine şafak baskını yapılması, Anayasa’nın 34. maddesiyle tanınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler dışında ve orantısız biçimde kısıtlanmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları da açıktır: güvenlik gerekçesi, hakkın fiilen ortadan kaldırılmasına gerekçe yapılamaz. “Kamu düzeni” perdesi arkasında gazilerin susturulması kabul edilemez.
İKİNCİSİ; gazilerin “eşit özlük hakkı” talebi yalnız bir ücret meselesi değildir. Bu, orduda bile sınıf ve rütbe farkı yaratmanın, şehit ve gazi kimliğinde dahi hiyerarşi kuran bir zihniyetin eleştirilmesidir. Emekçi bir milletin evlatları omuz omuza savaştıktan sonra maaş bordrolarında bölünmüş, haklar rütbeye göre dağıtılmıştır. Bu, sınıflı toplumun askeriyeye yansıyan yüzüdür.
ÜÇÜNCÜSÜ; bir yandan 30 Ağustos’ta zaferden ve gazilerden söz eden, törenlerde onları “gazi” diye anan; diğer yandan aynı gazileri gecenin bir yarısı parktan süren bir iktidar, samimiyet yoksunluğunun da ötesinde, ikiyüzlülüktür. Cumhuriyet, törenlerle değil; gazilerin onurunun korunduğu bir yönetimle yaşatılır.
DÖRDÜNCÜSÜ; gazileri meclise yürümekten alıkoyan, yollarını barikatlarla kesen güçler, aynı Cumhuriyetin “Güçlendirilmiş Meclis Sistemi” talebini de boğmak isteyenlerdir. Halkın temsilcilerini ve hak arayanları meclise sokmayan bir düzenin bayramı, ritüelden ibarettir.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetin “arasız devrimler” ilkesini hatırlatır: Zafer, yalnız savaş meydanlarında kazanılmaz; emekçinin onurunun, gazinin hakkının, halkın egemenliğinin korunduğu her günde yeniden kazanılır.
Bu nedenle çağrımızdır:
● Er gazilerin ve şehit ailelerinin eşit özlük hakkı talebi derhal, rütbe ayrımı gözetmeksizin karşılanmalıdır.
● Güvenpark şafak baskını başta olmak üzere gazilere yönelik orantısız müdahalelerde görev alanlar hakkında yasal sorumlulukları çerçevesinde işlem yapılmalıdır.
● Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kısıtlamalarından vazgeçilmeli; gazilerin TBMM’ye, meclisin halka açık kapısına yürüyüşü engellenmemelidir.
30 Ağustos en büyük zaferdir. Bir zümrenin değil, çoğunluğu emekçi olan halkımızın bayramıdır.
Zaferi sahiplenenler, yalnız ve ancak gazilerine yapılan haksız muameleyi unutmayacak olanlardır.
Tam bağımsız Türkiye!
Laik, demokratik, kamucu Cumhuriyet!
Yaşasın 30 Ağustos Zafer Bayramı!





